Çöpçü balığının dramı !


     Günlerden bir gün, Mutfağımda oturmuş kahve ve sigaramı içiyorum, 6 yaşındaki kızım içeri girdi , tam duman var kızım çıkar mısın demeye fırsat bulamadan bir panik içerisinde, anne çöpçü balığına bir şeyler olmuş tek gözü yok dedi. Sana öyle gelmiş olabilir mi dedim. Çocuğun heyecanına dayanamayıp gidip baktım ki hayvanın gözünün olması gereken yer sadece oyuk şeklinde duruyor. Evet annecim hastalanmış sanırım, gözü de bu yüzden çıkmış diyebildim..İki kızımda olay anında yanımdaydı biri altı diğeri üç yaşında olmak üzere onların dehşete düşmüşcesine o bakışları, isyanları bu nasıl olur gibi sorularına cevap vermeye çalışırken bitkin düşüşüm...

    ilk hafta tek gözlü balığımızın azmiyle gurur duyup yaşam mücadelesini sürekli seyredip durduk çocuklarla.Ertesi hafta durum daha da trajik hal almaya başladı yavaş yavaş yok oluyordu yüzgeçleri sanki eriyormuş gibi ama yüzmeye devam ediyor o akvaryumun içinde onca balıkla hala umudunu yitirmeden hayatına devam etmeye çalışıyordu parçaları git gide azalarak... Bizde ona bakıp umut ediyorduk adını savaşçı koymuştuk..o hafta içinde bir sabah saat yedi suları bu seferde küçük kızım ağlaya sızlaya beni uyandırdı balığımızın hiç gözü olmadığını söyledi. Ona diğer taraftan da bak dedim belki görmemişsindir deyip beş dakika daha uyumak için büyük bir mücadele ye giriştim. Gitti ve bir dakika geçmeden ikisi birden başıma dikildiğinde anladım ki bundan kaçış yoktu. Gözlerde aynı dehşet aynı acıma duygusu ve İnanama hali ne var ki bu saatte kalkıyor bunlar diye içimden söylenip akvaryuma doğru yolumu tuttum. Balığın diğer gözü de evet yoktu !
Artık tamamen kördü iki oyuk gözü ile bir haftamızı daha geçirmeye başladık, bu süreçte yüzgeçleri yok denilecek şekle gelmişti. Hala geziniyordu ama artık biz bu duruma dayanamayıp kendi kendine ölmesini bekliyorduk artık. Bir balıktan çok her şeye benziyordu. Hepi topu toplasan üç santim bir şeydi geriye iki santimi kalmıştı uzuvları da yok, ama bu aşağılarda takılmaya devam ediyor iki gözü ve yüzgeçleri olmadan üçüncü haftamız da ölsün acısına son versin diye bekledik ama o yaşadı. Dördüncü haftaya girerken hayata gözlerini yumdu.(Olmayan gözlerini nasıl yumdu demeyin işte ne olacaktı hareketsizce suyun yüzeyinde boşluktaydı. ) Sonunda yine bir senfoni ile akvaryumdan çocuklarla çıkardık ve Anne şükürler olsun ki öldü çok acı çekti dedi büyük kızım. İlk haftalar sürekli ölmesin iyi olsun diye başında ağlayan çocuk... Ey balıkçık şu dünyada iki santimlik boyunla ne acılar ne mücadeleler verdin, bana da bunu anlatması düştü yazmasam olmazdı. Bu benim ilk blogger'im bir sürü hayvan besledim ve beslemeye devam etmekteyim. Hobi olarak anlaşıldığı üzere akvaryumlarım var. Bir balığın hastalandığında ertesi gün ölümüne de şahit oldum, iyileşmesine de ama böylesi bir yaşam mücadelesi de yakın çevremde ki insan oğlundan görmedim. Şu hayata balık olarak geldin ne acılara göğüs gerdin. Seni unutursak içimiz kurusun.

Dip not : O balıkçık ilk balıklarımız dandı. Sonradan çok şey öğrendim haklarında mesela tüm petshopların laflarına kanmayıp ciddi bir arayışla balık eşleşmeleri yapılması gerektiği gibi ve daha bir çok şey, ama bunu şimdilik burda bitiriyorum.

Yorumlar

  1. Mükemmel bir anlatım olmuş başarılarınızın devamını ve yeni hikayelerinizi sabırsızlıkla bekliyorum...

    YanıtlaSil
  2. Hikaye gibi valla ne azim varmış balıkta... Balık diyip geçmemek lazım dediginiz gibi bir çogumuzdan azimli. Yeni anlatımlarınızı bekliyorum...

    YanıtlaSil
  3. ne balıkmış ama ya okurken içim acıdı balıkcıkımmmm

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim.
N.D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Görünmeyenler 8.bölüm

Görünmeyenler 5.Bölüm

10.bölüm