Kayıtlar

Görünmeyenler 13. Bölüm Final

Ahsen büyücünün bulunduğu binayı gördüğünde adımlarını yavaşlatarak, Ebruya bakıp "Tekrardan buraya geldiğimize inanamıyorum,o yere

girmek istemiyorum, ben seni kapıda bekleyeceğim"  hadi ama Ahsen buraya kadar geldik işte, beni yanlız bırakma hem  bende

bayılmıyorum buraya gelmeye, her şey Ahmet için biliyorsun" Ahsen gözlerini devirerek ebruya bakıp "ah tabi tabi her şey ahmet için

seninle bir ilgisi yok zaten" Ebru bu söylediğini duymazdan gelerek her zamanki arsız tavrı ile Ahsenin koluna girip çekiştirmeye

başlamıştı bile "o Nilay zillisinden kurtulmayı sende en az benim kadar istiyorsun" En yakın arkadaşının gözlerinin içine bakarak

"aramızdaki tek fark sen kardeşini geri istiyorsun ben ise sevdiğim adamı"  Ahsen kararsızlıkla "evet ama büyücü kadın bize sabırlı

olmamızı söylemişti,hem görmüyor musun Nilay'ı kızım Tımarhaneye girdi lan, bir gecede Ahmet Nilayı bırakıp senin kollarına atlayacak

değildi ya." Kaldırımda dur…

Görünmeyenler 12. Bölüm

Nilay öfkeyle Ahmet’in gözlerinin içine bakıp  ” Hangi hakla benden kardeşimi bırakıp gitmemi istersin? Sen nereye gidiyorsan git, ben hiç bir yere gitmiyorum! ”  Son cümlesini bitiremeden,  Ahmet sert bir şekilde araya girerek  “ kocan olduğum hakla !”  Elini havaya kaldırıp boşluğa sallarcasına hareket ederek, Nilay’ın bunu umursamayacağını bildiğini belirten ifadesiyle bir süre öylece bakıştılar. Birbirlerine meydan okurcasına bakıp inatlaşmaya devam ederken, Nilay başını daha da dikleştirip o her zamanki kararlı bakışları ile meydan okuyordu kocasına. Ahmet boğazını temizleyip devam etti.  “Elbette bu senin için yeterli bir sebep değilse eğer, karnındaki bebeğimin babalık hakkı ile ikinizi de güvende tutmak için gerekirse seni zorla buradan götüreceğim!”  Nilay ellerini vücuduna birleştirip buz gibi soğuk sesi ile  “elbette senin en iyi yaptığın şey bu zaten, ben kötü olduğumda bir akıl hastanesine kapattın, şimdi ise buse kötü  ve sen yanında kalmamı istemiyor onu yalnız bırakmam…

Görünmeyenler 11. Bölüm

Ahmet odadan çıktığı andan itibaren buse ablası ile konuşmaya çalışıyordu. “Canım yaşadıkların çok ağır biliyorum ve seni anlıyorum, ama ne olursun Ahmet abiye biraz şans ver ona büyük haksızlık ediyorsun.” Epeydir söylediği hiç bir şeye cevap vermiyordu,ablasının dikkatle dinlediğini sanıyordu. Söylediklerinin üzerinde bıraktığı etkiyi görmek için ablasının yüzünü incelediğinde ,  busenin ağzı şaşkınlıkla aralandı. Bir dakika önce uyanıktı, hangi ara böyle derin bir uykuya geçti diye düşünüp mırıldanmaya başladı  “kendi kendime konuşuyorum burada deminden beri ne ara uyudun sen Allah aşkına ya.”  Tam o esnada , ablasının derinden gelen iç çekiş sesi Buse’ye cevap verir gibi olmuştu.  Şefkatle gülümseyip ablasının yanağına öpücük kondurup odadan çıktı. Koridora Ahmet’in yanına gitti. Bir hayli gergin ve sinirli görünüyordu. Busenin de omuzları çökmüştü sessizce yanına oturup yüzüne baktı. Ahmet gergin bir ses tonuyla “Nilay nasıl? Yalnız bırakma ablanı buse.” Buse üzüntüyle yüzüne bak…

Öğretmenin’den 4 yaşındaki çocuğa şiddet!

On dakikadır yazıp yazıp siliyorum. Tekrar tekrar deniyorum... Hangi süslü kelimeler evladının içine attığı kor ateşi söndürebilir? Dört gündür gözüme uyku girmediğini anlatabilir!  İçimin paramparça yandığını,aktarabilir! Bu satırları yazarken göz yaşlarımda çıkacak mı? Ellerimin titremesi yada! Dört günde tüm kaslarımın ne kadar gerildiğini, boynumu çevirirken bile acı çektiğimi! Anlatamam denedim,ama olmadı...  Evlatlarımızı ana okuluna eğitim alması,akademik çalışmalar yapabilmesi en önemlisi ise sosyalleşmesi için gönderiyoruz! Ve bunun için dişinden tırnağından arttırarak koleje gönderiyorsun, o en iyi şartlarda okusun diye.Yeri geldi kıyafetlerimden kıstım,yeri geldi mutfak masraflarından kıstım iki kızımı da aynı şartlarda kolejde okutabilmek için.  Neden mi kolej? çünkü bundan üç buçuk yıl önce büyük kızım normal bir özel okulda öğretmeni tarafından şiddet gördü! Bir sürü sancılı bir dönemden sonra ispatlandı ve öğretmenlik hayatı bitti. Bu süreçte ne kadar yıprandığı mızı tahmi…

10.bölüm

Nilay söylediğine inanmadığını belirten bir yüz ifadesi ile “simülasyon mu?” Diye tekrarlardı.  Azad kendinden emin bir şekilde doğruca gözlerine bakarak.
“Sen her zaman yeşillikte huzur bulmuşsundur, bu yüzden burayı senin için tasarladım. Beğendin mi?” Nilay ne söylemesi gerektiğini bilemediğinden cevap vermedi. “Garip hissediyorum kendimi korkmam gerekirken korkmuyorum, içimde endişe barındırmıyorum ,bu çok ilginç ” Azad “çünkü ben böyle istiyorum da ondan! Hadi şöyle oturalım biraz.” Çimenlere Yan yana oturdular. Nilay'ın aklından milyonlarca düşünce geçiyordu hayatı tam bir kaostu. Nasıl bu işin içinden çıkacağına dair en ufak fikri yoktu. En önemlisi ise, yanındaki adam neden ona yardım ediyordu? Ona güvenmeli miydi?  Daha fazla sessizliğe dayanamayan Nilay aklındaki sorulara cevap vermesi için harekete geçmeliydi. “Sende onlardansın! neden sana güveneyim?” Azad kendine has üslubuyla  (kibriyle) “yerinde olsam kimseye güvenmem” Nilay’ın kaşları çatıldı. “Bu hiç adil bir cevap d…