Görünmeyenler 13. Bölüm Final

Ahsen büyücünün bulunduğu binayı gördüğünde adımlarını yavaşlatarak, Ebruya bakıp "Tekrardan buraya geldiğimize inanamıyorum,o yere

girmek istemiyorum, ben seni kapıda bekleyeceğim"  hadi ama Ahsen buraya kadar geldik işte, beni yanlız bırakma hem  bende

bayılmıyorum buraya gelmeye, her şey Ahmet için biliyorsun" Ahsen gözlerini devirerek ebruya bakıp "ah tabi tabi her şey ahmet için

seninle bir ilgisi yok zaten" Ebru bu söylediğini duymazdan gelerek her zamanki arsız tavrı ile Ahsenin koluna girip çekiştirmeye

başlamıştı bile "o Nilay zillisinden kurtulmayı sende en az benim kadar istiyorsun" En yakın arkadaşının gözlerinin içine bakarak

"aramızdaki tek fark sen kardeşini geri istiyorsun ben ise sevdiğim adamı"  Ahsen kararsızlıkla "evet ama büyücü kadın bize sabırlı

olmamızı söylemişti,hem görmüyor musun Nilay'ı kızım Tımarhaneye girdi lan, bir gecede Ahmet Nilayı bırakıp senin kollarına atlayacak

değildi ya." Kaldırımda durmuş iki arkadaş aralarında konuşuyorlardı. Ebru bir an önce içeri girmek için can atıyordu. "Ahsen buraya

kadar geldik ve benim daha fazla sabrım kalmadı.Delirdi de ne oldu Ahmet peşinimi bıraktı sanki, gene dibinden ayrılmıyor,üstelikte o

Yılan karnında Ahmetin bebeğini hala taşıyor" Ahsen ciddileşerek öyle söyleme kızım anasını sevmesem de karnındaki benim de yeğenim"

Ebru sinirle büyücünün bulunduğu eve bakarak "ben gidiyorum,sen burada bekle madem korkuyorsan" birlikte çok eski ve antika görünümü

veren ahşap eve baktılar bir süre.Ahsen sonunda pes ederek "off hadi tamam bitirelim şu işi."
Zile ikinci kez çaldıklarında geçen sefer geldiklerinde karşılayan adam açtı gene. kırk yaşlarında orta boylarda bir adamdı,pek

konuşkan bir tipe benzemiyordu.

iki genç kızında yüzüne ifadesiz bir biçimde bakıp "hanımım sizi bekliyor aşağıda"diyerek kapının önünden ayrıldı. iki arkadaş

birbirlerine şaşkınlıkla baka kaldılar Ahsen ebrunun kolunu çimdikleyerek "sen geldiğimizi haber verdin demi,beni de rüya gördüm ille

de gidelim diye kandırdın"dedi. hesap sorarcasına bakışları aldırmadan ebru " kız ne yapıyorsun dur,Vallahi sana yalan söylemedim,haber vermemiştim."
Adam kızlara bakıp peşlerinden gelmesi için işaret yaptı.
iki kız tedirgin bir şekilde peşlerine takıldı. holün biraz ilerisinde siyah eski bir kapı vardı kapıyı açıp adam önden aşağı inmeye

başladı,tahta merdivenler o kadar eski ve gıcırtılıydı ki Ahsen adımlarını çok dikkat ederek atıyordu düşmemek için.  Adam önden

içeri girip merdivenlerin bitimindeki başka bir kapıyı sonuna kadar açtı ve kızların yanından hızlı adımlarla yukarı çıkıp uzaklaştı.

ilk seferinde geldikleri gibi yoğun tütsü kokusu karşılamıştı,Ahsen bu kadının kör olmasına rağmen konuşurken gözlerinin içine

bakıyormuş gibi his vermesinden o kadar çok etkilenmişti ki ilk büyüleri yaptırdıkları günden sonra defalarca kadını rüyasında görmüş

kabuslarla uyanmıştı. İşte şimdi yeniden kadın  karşısındaydı arkası kızlara dönük bir şeylerle uğraşıyordu. 1,55 boylarında siyah

dalgalı ve kirli saçlarına aklar düşmüştü,yüzü aşırı esmerdi gözleri ile birleşince çok ürkütücü duruyordu. Kadın
"İstediklerinizi yaptım,benden başka ne istiyorsunuz"diyerek elindeki mor bir ışıkla kızlara döndü doğrudan Ahsenin gözlerinin içine

bakıyordu. kadının göz bebekleri körlüğün vermiş olduğu şeffaflık ve koyu mavi renkteydi. Ahsen ellerini vücuduna birleştirip korkudan

titrememek için kendini zor zapt ediyordu. "Benden korkmana gerek yok kızım,korkacağın en son şey benim bu odada"
Ahsen bu sözden sonra korkusu iki katına çıkmış ne söyleyeceğini bilemeden ebrunun yüzüne panikle baktı. Ebru  çok soğuk kanlı

duruyordu sanki bu durum onu hiç etkilenmiyormuş gibi görünüyordu.  Ebru eleştirir gibi ses tonuyla "Söylediğiniz her şeyi yaptım,

bir ay  boyunca aynı saatte aynı duaları okudum ama hala Ahmet bana gelmedi" büyücü kadın elindeki mor ışığa bakarak "bende size vaat

ettiğim her şeyi yaptım,acele etmemenizi söyledim bu büyü birden değil yavaş ve derinden işler diye uyarmıştım" durup düşünüp kızlara

bakarak. "Eğer beklemek istemiyorsanız bir bedel karşılığında hemen yapabilirim" Ebru aceleyle araya girerek "ne kadar istiyorsunuz

benim daha fazla sabrım kalmadı ne olacaksa hemen olsun" kadın alay eder şekilde gülmeye başladı ve ardından" sen bana karşı bedelini

elbette ödeyeceksin,ama başka bir bedel daha olacaktır bunu ben ile bilmiyorum, cinler hiç bir şeyi bir bedeli olmadan yapmaz" Ahsen

korkuyla ebru saçmalama lütfen ne cinleri bana bunlardan bahsetmemiştin. Ebru sinirle arkadaşına bakıp "büyü ne ile yapılıyor

sanıyorsun" Ahsen arkadaşına inanamayan  gözlerle bakarak, bir adım geri çekilip "ben  buna bulaşmak istemiyorum"dedi. Ebru sert bir

uslubla "sen beni dışarıda bekle" Ahsen çıktıktan hemen sonra
Kadın Ebruya bakmadan önündeki mumları yakıp bir boş bir kağıt çıkarttı "bebeği istemiyorsun" ebru Acımasızca "evet ikisinin de

cehenneme bir an evvel gitmesini istiyorum"  Kadın yine aynı şekilde "bir bedeli olacaktır onlarda senden bir şey isteyecekler işini

gördüklerinde" Ebru hiç tereddüt etmeden "ne olursa olsun, razıyım sonunda Ahmet benim olsun yeter ki"  kadın boş kağıda bir şeyler

çizerken"istediğin buysa eğer olmuş bil"dedi.

Ahmet öfkeyle Nilay'ın yanından ayrıldığında biraz dışarıda soluklanıp sakinleşmesi gerektiğini düşünüyordu.Bir yanı ise Nilay'ı yalnız bırakmaması gerektiğini söyleyip vicdan azabı çekiyordu, neyse  Zaten sigaramda bitmişti bakkala gider hemen giderim eve beş dakikaya diye düşünüyordu.Hızlı adımlarla bakkala gitti. Öfkesi içinde daha da fazla köpürüyordu. Nasılda bu kız beni hiç tanıyamamış,

bunca yıl ben onun için her şeyi yaparken o hep beni saf dışı etmeye çalıştı bu zamana kadar, her zaman en kolay beni silmişti zaten .

keyfimden gidelim diyorum sanki, az daha kardeşi öldürüyordu kendisini hala kalkmış diretiyor burda kalıp yalnız bırakamaz mış mış,

ulan sana kim bakacak. Allahım sen bana sabır ver diyerek sigarasından derin bir nefes çekti ciğerlerine tam o esnada birden Ahmet

yoğun bir şekilde Ebruyu arama ihtiyacı hissetti,bir yandan kendi ile mücadele ediyor diğer yanı ise biran evvel Ebrunun yanında olma

istediği ile savaşıyordu. Arzuları galip geldi eve doğru bilinçsiz adımlarla ilerlerken telefonu cebinden çıkarttı ve ebruyu aradı.


Ebru dönüş yolunda Ahseni sakinleştirmeye ve olanları anlatmaya çalışırken  telefonun çalması ile çantasından çıkarttığı anda güçlü

bir çığlık attı. Ahsen korkuyla frene asıldı az daha arkadaki araç çarpıyordu son anda sağa kırıp kornaya abandı sürücü. "kafayı mı yedin sen neler oluyor kaza yaptıracaksın bize" Ebru sevinçle Ahmet arıyooor diyerek kendini aceleyle toplayıp cevap verdi.
"Efendim, Ahmet"  "merhaba Ebru nasılsın ? müsait misin?" Ebru en cilveli haliyle cevap verdi "Evet,elbette müsaidim" kısa süre sonra

telefonu kapattıklarında Ebru yeniden çığlık atmaya başladı.  Ahsen'e dönüp zafer işaretleri yaparak "Ahmet beni görmek istiyor bas gaza" kendi kendine sürekli "beni istiyor" diye tekrarlıyordu. Ahsen olanlara inanamıyordu "kızım daha kadının yanından çıkalı on

dakika olmadı bu nasıl olur" desede Ebru onu duymamış gibi davranıp sevincine ortak olması için şaklabanlıklar yapıyordu.

Ahmet bakkaldan çıkıp,kayınvalidesinin oturduğu binaya geldiğinde nefretle baktı. Nilayın orda yanlız kalması da aileside kendiside

hepsinin canı cehenneme deyip arabasına atlayıp uzaklaştı...
Ebru ile buluştuklarında arabaya binmesi için aceleyle eliyle haraket edip ebruyu çağırdı. Ebru heycan ve mutlulukla arabaya bindi.

Yol boyunca sürekli Ahmete sorular sorup konuşuyor Ahmet ise kısa cevaplar vererek gaza yükleniyordu. Ansızın tenha bir yerde durup

Ebruya şehvetle bakmaya başladı ve kendisine doğru çekip üzerindekileri çıkarttı.Ebru bu şekilde hızlı ve ilkel davranmasına

şaşırsada engel olmuyor istediğini veriyordu. Arabanın içinde tıpkı bir hayvan gibi çifleşmişlerdi...



Nilayın haberini duyan herkes hastaneye akın etmişti. Annesine sakinleştrici iğne yapmalarına rağmen hıçkırıklar içinde saatlerdir

ağlamaya devam ediyordu,kadın perişan bir haldeydi. Buse ve babası da ondan farksız sayılmazdı. Nilayı ilk gören anneleri olmuştu

babası ve buse peşinden geldiklerinde yerde kanlar içinde ölü gibi yatan ablasına annesi üzerine kapaklanıp aç gözlerini diye

bağırıyordu. Babası nabzını kontrol ettiğinde nabız alamamş öldü sanıp feryadı basmıştı. Apartmanda sesleri duyan komşular yardıma

gelip ambulans çağırıp Nilayı kaldırdıklarında herkesin aklında aynı soru vardı bu karma karışık odada neler yaşandı? ve Ahmet

nerede? o makas cinsel organına nasıl saplanmıştı,herkesin aklından Ahmetin cinnet geçirip aralarında kavga edip arbade yaşandıktan

sonra makası korkunç derecede karısına saplayıp kaçmış olabileceği geliyordu. Hastenede bekleyen komşu ve akrabalardan oluşan

gruplaşmalar çoktan dedikodu kazanını kaynatmışlardı kendi aralarında fısıldaşarak konuşuyorlardı.

Anne baba ve kardeşler ameliyathanin hemen önünde yanyana dizilmiş  perişan halde haber bekliyorlardı.  Polisler koridorda dolanıyor

mümkün olduğunca aileyi rahatsız etmemeye çalışıyorlardı. üç buçuk saatin sonunda Doktor yanlarına geldiğinde hepsi birden ayağa

kalkıp yanına koştular. Doktor maskesini çıkartıp üzgün bir ifadeyle  "Bebeği malesef kurtaramadık"  Babası aceleyle araya girip

"kızım o nasıl? iyi olcak mı?" Annesi ayakta durmakta güçlük çekiyordu ağlayarak "yalvarırım kızımı kurtaracağınızı söyleyin bana"

dedi. kızları kollarında annelerinin ellerini tutup birbirlerine güç vermeye çalışıyorlardı. Doktor elini annenin omzuna koyarak

"Elimizden geleni yaptık,geldiğinde çok kan kaybetmişti takviyesini yaptık ve iç kanamasını durdurduk siz metanetli olun teyzecim dua

edin sadece kendine geldiğinde sizlere ihtiyacı olacak" annesi biraz olsun rahatlatarak "sağol yavrum,Allah razı olsun sizden" dedi.

Babası "peki tehlikeyi atlattı mı görebilirmiyiz"  doktor derin bir nefes aldıktan sonra "bunu henüz söylemek için çok erken en basit

ameliyatlarda bile bazı komplikasyonlar olabilir,bekleyip göreceğiz" dedi ve müsade isteyip yanlarından ayrıldı.


Bu hikayeye daha fazla devam etmek istememe sebebim ile son vermiş bulunuyorum. Farklı bir konu ile yeniden pek yakında aranızda olacağım.

Anlayışınız için teşekkür ederim.

Saygılarımla.

Nuray DOĞAN











Yorumlar

  1. Neden ama ya çok iyi gidiyordu yine mükemmel bir bölüm olmuş tam derken tam en heycanlı yerinde neler olacak diye merak ederken bitirmişsiniz. Sanırım rahatsız oldunuz zor bir konu hayal gücünün sınırı yok ve insanı da zorlaması çok muhtemel... Yeni yazılarınızı bir an önce ümid ile beklemekteyiz. tebrik ederim..

    YanıtlaSil
  2. İnanamıyorum ya her seferinden bende okuduktan sonra korkuyordum demek sizi de etkiledi ne kadar cok bahseder isen o kadar yakın olursun derler :) hayırlısı olsun bu akıcı dil ile bence çok daha güzel şeyler yazabilirsiniz buna inanıyorum başarılarınızın devamını dilerim.

    En kısa zamanda yeni bir serüvenle bizleri karşılamanız ümidi ile görüşmek üzere...

    YanıtlaSil
  3. Hayır yaaa çok başarılı ilerliyordun ara vermene rağmen sabırla bekliyordum yazılarını lütfen bırakma burda şuan o kadar üzüldüm ki final yazısını görünce.. umarım fikrin değişir ve bitirmezsin burada

    YanıtlaSil
  4. Nasıl ya neden bırakıyorsunuz yazmayı. Ama şimdi bu hiç olmadı yavaş yavaş koptunuz tamemen bıraktınız bizi çok üzüldüm. yeni konuya da başlamamışsınız bekliyoruz ama....

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim.
N.D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Görünmeyenler 8.bölüm

Görünmeyenler 5.Bölüm

10.bölüm