Görünmeyenler 6.ve 7.Bölüm bir arada

Cehennem böyle bir yer mi sonsuz boşluk ve karanlık, yalnız ve hissiz. Halbuki böyle anlatılmamıştı bana.
En azından ateşler içinde yanmam gerekmez miydi. Belki de cenaze namazım kılınmamıştır, yada cesedim param parça ve bulunamadı.
Belki de çok ani bir ölüm yaşadım o yüzden de buraya sıkışıp kaldım. Evet kesinlikle böyle olmalı.
Ben Araf tayım! bilinmez bir yerde bilinmezliklerin şehrindeyim.
Hiç bir şey hissetmiyorum,korku endişe,sevgi insani hiç bir duygu yok içimde. Tek hissettiğim
sadece kocaman bir boşluk...
"Merhaba Nilay"  Bu sesi duyunca bir an afalladım.Günlerdir,aylardır belki de yıllardır bu yerdeyim.
zaman kavramımı kaybedeli çok oldu.
kendi iç sesimden başka hiç bir ses yoktu. Bir an bana mı öyle gelmişti yoksa? hayır,hayır bunu duyduğuma eminim!
Etrafıma bakınma gibi bir çabam olmadı elbette. Nereye bakarsam bakayım. Ne kadar yürürsem yürüyeyim sonsuz bir boşluk
ve karanlığın içindeyim. belkide artık Araf'ta ki sürem doldu diye geçirdim içimden.cennet yada cehennem her yer buradan iyidir...
Bu bir melek mi acaba? neden kendini göstermiyor? diye sesli düşünüyordum.
"Ben bir melek değilim!sende ölü değilsin" istemsizce etrafıma bakınıyorum. kimseyi göremiyorum sanki biri mikrofonla
kendisi uzaklarda konuşuyor, ama yakınımdan sesi geliyor gibiydi.
"kimsin öyleyse?Neden kendini göstermiyorsun"
"sana yardım etmek için gönderildim. kendimi göstereceğim sana ama hazır olman gerekiyor,bunun için de önce beni dinlemen gerekiyor."
"kimsin sen? melek değilsen eğer insan mı? şeytan mı?
"hiç biri!"
Çok Tuhaftı, artık bir şeyler hissediyorum,meraklanmış ve endişeye kapılmıştım.
"Benden sana zarar gelmez! korkma sakin ol ve dinle beni. Artık harekete geçmek zorundasın."
sessizliğimi korudum merakla söyleyeceklerini bekledim.
"Zihnini ele geçirdiler"
"kimler?"
"cinler"
"ne cinleri? neden bahsediyorsun sen? ben ölü değilsem neyim? ne işim var burada!? nasıl yemeden içmeden yaşayabiliyorum?"
sorularımın hepsi o an havada asılı kaldı,konuşmasına devam etti...
"Fazla zamanımız yok. sözümü bölme ve dinle! benim buradaki varlığımı fark ederlerse,benimde hayatım tehlikeye girer.
Sana musallat olan cinler şeytani ve çok güçlüler.Bebeğini öldürüp sonrada seni ele geçirmek istiyorlar.
"hiç bir şey anlayamıyorum, ne bebeği,ne ele geçirmesinden bahsediyorsun. Lütfen daha anlaşılır konuş"
"Cinler aklının içine girmeye çalışıyor, seni güçsüz düşürmeye çalışıyorlar! oyunlar oynayıp gücünü tüketiyorlar.
sonrada istedikleri her şeyi yapıyorlar. Dünya zamanı ile, iki gündür bilincin kapalı ve bir akıl hastanesinde bedenin."
Duyduklarım karşısında şok geçirdim ve içimde patlamakta olan öfkemi kontrol altında tutmaya çalışıyordum.
"bu doğru değil yalan söylüyorsun! benim bebeğim falanda yok olsaydı hissederdim!
"şuanda istedikleri de tam da bu! sana bunu inandırmak uyanmamanı sağlamak istiyorlar!"
"neden ben,ne istiyorlar benden?"
"büyü yapılmış sana ve kocana. ikinize de ayrı büyüler yapılmış, bunları yaptıran kişi senin ölmeni Ahmet'inde seni bırakmasını,
nefret etmesini sağlamaya çalışıyor.Eğer kendini teslim edersen bunlar olacak. Güçlü olmak zorundasın. uyanmak zorundasın.
uyandığında söylediklerimin gerçek olduğunu göreceksin.Doktorlara sakın bu gördüklerini anlatma onlardan bahsetme
sana inanmayacaklardır. Deli olduğunu düşünecekler daha fazla seni orada tutacaklardır.
Bu sana musallat olan cinlerin işine gelecektir.
sen ne kadar güçsüz düşersen, onların işi o kadar kolaylaşacak.
Ahmetin sana inanması için birazdan anlatacaklarımı bire bir kendisine ilet.
sana inanması hayati önem taşıyor. o yerden biran evvel çıkmalısın orda kimse sana inanmayacaktır."

uyan uyan uyan... gözlerimi açtığımda bomboş bir odada ellerimde kelepçelerle yatağa bağlı vaziyette yatıyordum.
bir süre öylece kaldım,içimi saran korku panik dalgaları ile savaştım. yeniden hissiyata kavuşmak sadece acı vericiydi.
bu öyle bir acı ki yüzünüze atılan sert bir yumruktan daha fazlasıydı.
bir süre sonra kimse yok mu diye seslenmeye başladım. iki tane hasta bakıcı girdi hemen içeriye..
sakinliğimi korumak için ne kadar mücadele etsem de başımdan aşağı sanki kaynar sular akıyordu.
dilim damağım kurumuştu.Kalbim hızla atıyordu ve  çıldırmamak için kendimi zor tutuyordum.
hasta bakıcıların sakin olun güvendesiniz. telkinleri arasında,arkalarından orta yaşlarda bir doktor içeri girdi.
"Merhaba nilay hanım nasılsınız? kendinizi nasıl hissediyorsunuz?"
"neredeyim ne işim var benim burda?"
"hastane desin! iki gündür bilinciniz kapalıydı. öncesinde neler olduğunu hatırlıyor musunuz"
ne söyleyeceğimi bilemiyordum,rüyamda gördüğüm yardımcımın söyledikleri kulaklarımda çınladı adeta 'doktorlara güvenme
onlara hiç bir şey anlatma' kalbim hızla atıyordu nefes nefese kalmıştım.Sanki kilometrelerce koşmuş gibiydim.
"Bir rüya gördüm ve paniğe kapıldım hatırladığım son şey bu"
"Nasıl bir rüya olduğunu anlatabilir misiniz"
"üzgünüm,şuanda hiç bir şey hatırlamıyorum" doktor delici bakışlarını üzerimden ayırmıyor, her bir kelimemi ölçüp tartar gibi
dinliyordu. Aklıma akıl hastanesinde yattığımı söylediği geldi ve hemen sordum.
"nasıl bir hastane burası? ailem nerede? ellerim neden bağlı!?"
Doktor son derece soğuk ve rahat bir tavırla konuştu.
"Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesindesin! buraya gelmeden önce üç kişiye saldırmışsın. ellerini bağlamak zorunda kaldık
çünkü kendine ve çevrendekilere zarar verme eylemi içerisindesin. o yüzden buraya sevk edildin."
neden saldırdığını hatırlıyor musun Nilay?"sessizliğimi korudum. "biri mi sana bunları yapmanı söyledi?" öylece doktora bakıyordum
ne söyleyeceğimi bilmeden... "kendini tehlikede hissediyor musun?"
bir çırpıda duygudan yoksun konuşmaları sinirlerime dokunsa da sakinliğimi koruyabilmiştim.
"çok üzgünüm,hiç bir şey hatırlayamıyorum" diyebildim."peki seni yormayalım,şimdi biraz dinlen,yarın tekrardan konuşacağız."
Tam arkasını dönüp gidiyordu ki aceleyle sordum "buraya ailem mi beni getirdi?" duygudan yoksun boş gözlerle yüzüme baktı.
"başka bir hastaneden sevk edildin,elbette ailenin onayı ile." dedi ve çekti gitti.
on dakika sonra hasta bakıcılar ellerimi çözmüşlerdi. 'Uslu olursam' serbest kalabilirmişim!!!
İçinizi sardı mı çaresizlik bir kere,geriye kalan yalnızca acıdır...
Biliyor musunuz? acının tadı yoktur.çaresizliğinde rengi.Renksiz ve tatsız yaşamak zordur.
üzerine bir de tarifsiz korkularınız ve yalnızlığınız eklenirse başa çıkmak imkansıza yakındır
mücadelemde tek başımayım!Beni bu tımarhaneye ailem dediğim insalar kapatıp gitmiş. 'beni bırakıp gittiler.'

Nilay sürekli'beni bırakıp gittiler' bu kelimeyi tekrarlayıp tavana gözlerini dikmiş,
az önce gördüğü Rüyanın teshiri altına giriyordu. Ahmet bana bunu nasıl yapar? düşmüş olduğu örümcek ağında şimdilik
tek düşündüğü ahmetin yaptıklarıydı. Duyduklarına inanamıyordu,bunca zamandır nasıl fark edememiştim diyerek kendini
kahrediyordu. şafak sökmüştü camdan dışarı bakıp yaşadıklarını ölçüp tartmaya çalışıyordu.
En son hatırladığı olay evde yaşadıklarıydı.Ahmet'in ve buse'nin görüntüsü altında kılık değiştirerek, onu öldürmeye çalışmaları.
kurtulmak için kaçarken yakalanması sonrası yok. sonrası boşluk.
Rüya içinde rüya mıydı? beni rüyalarımda korkutmaya çalışıyorlar. yaşadığı bütün korkunç olaylar bilinci ya kapalıyken yada
rüyadayken olmuştu. bunları düşünüyor kendine güç toplamaya çalışıyordu. bana hiç bir zarar veremeyecekler artık bitti.
saatlerdir düşünceler için de kaybolup gitmişti,ailesine kırılmıştı ama Ahmet'e karşı hissettiği kızgınlık ve nefret duygusu
hiç bir duygunun üstüne çıkamıyordu...


Ahmet; "Bakın!karımı görmek zorundayım.bunun nesini anlamıyorsunuz?"
"bey fendi burası özel hastalarımızın yattığı, bir hastane. sizde bunu anlamıyorsunuz herkes kafasına göre bir saatte girip çıkamaz."
Ahmet ne yaparsa yapsın bu saatte ziyarete giremeyeceğini kabullendi. Güvenlik memurununda artık sabrı kalmamıştı
"karımın ve bebeğimin sağlığından şüphe duyuyorum, en azından durumu hakkında bilgi edinmek istiyorum"
'Bebeğimin' lafını duyunca güvenlik memuru bir an afalladı. Ahmet'in yüzüne ne bebeği dercesine baktı!
ilk defa ahmeti gerçekten dinler gibi bir havaya bürünmüştü.
"Eşim hamile,iki gündür burda yatıyor.
"tamam kardeşim bilgilerini ver bir arayıp öğrenelim" Ahmet minnetle adamın yüzüne baktı.
"Adım,Salih." diyerek elini uzattı. "bende Ahmet" memnun oldum ahmet bey bakalım neler öğreneceğiz
beş dakikalık bir telefon trafiğinden sonra hastanın durumunun stabil olduğunu Söylediler...
"Ahmet bey,keşke elimden daha fazlası gelse prosedür böyle kusura bakmayın"
"Teşekkürler Salih bey çok yardımcı oldunuz." diyerek hastanenin kafeterya bölümüne gitti. kendine kahve söyleyip sigarasından
derin bir nefes çekti. buse ile aynı anda gördükleri rüyayı düşündü bir türlü aklından çıkartamıyordu bir an öyle
paniğe kapılmıştı ki, nilayın ve bebeğin başına kötü bir olay geldiğine inandırmıştı kendisini.
"Artık benimde kafam karışmaya başladı. olaylardan etkileniyorum dolayısı ile bilinç altımda yer ediniyor. Bu rüyanın açıklaması
bundan başka bir şey olamaz." yan masadan iki adam dönüp Ahmet'e baktı. Ahmet utanarak önündeki bardağa baktı
kahretsin sesli mi düşündüm? neyse burası tamda böyle bir yer değil mi zaten?

iki saat beklemek ömrümden iki yıl gibi geçti sanki.
Ahmet ilk önce doktorunun yanına uğradı. Biraz bekletildikten sonra içeriye davet edildi.
Merhabalar,Nİlay güçlü'nün eşiyim durumu hakkında bilgi edinmek istiyorum.
Buyrun oturun lütfen.
Doktor bilgisayardan notlarına göz gezdiriyordu. "Az sonra revirleri gezeceğim bu yüzden fazla zamanım yok.
öğleden sonra iki gibi tekrar görüşelim." Sahte bir tebessümle Ahmete bakarak "sizi kabul ettim çünkü
iyi haberlerim var dün gece hastamızın bilinci yerine gelmiş" ahmet sevinçle yerinde kıpırdandı.
"nöbetçi doktorumuzun notuna göre" deyip bilgisayar ekranına tekrardan bakarak konuşmasını sürdürdü
hımm.. sorulara yanıt veriyor ve tepkileri sakinmiş.
"öyleyse artık onu burdan çıkartabiliriz değil mi?"
doktor ciddileşti ve doğrudan gözlerinin içine bakarak konuşmasını sürdürdü
bakın Ahmet bey, bunu söylemek için henüz çok çok erken. yapılması gereken bir sürü test var
beyin dalgalarını kontrol edip nörolojik bir sorun olup olmadığına bakacağız
hastanın şuanda sakin ve bilinçli olması iyileştiği anlamına gelmez. bunları öğlenden sonra iki gibi tekrardan oturup
konuşalım diyerek ayağa kalktı kapıya doğru yürümeye başladı Ahmet de eşlik ederek "bebeğimiz ne olacak peki"
elimizden geleni yapıyoruz Ahmet bey. Uzman doktorlarımız her gün kontrol ediyor. içiniz rahat olsun eşiniz emin ellerde.

Ahmetin içindeki umutlar tekrardan yeşermeye başlamıştı. Nilay kısa zaman da iyileşecek,çok mutlu olacaklardı.
Buna kendini inandırmak için zorluyordu,sanki ne kadar çok bunu içinde tekrar ederse o kadar kısa zamanda eski hayatlarına geri
dönebileceklerdi...bu iyi haberi vermek için buseyi aradı ikinci çalışında cevapladı
buse telefonu açar açmaz"Ahmet abi bir sorun var mı? "
"sana harika bir haberim var Buse, nilay uyanmış kendindeymiş.Ablana evden biraz kıyafet, ihtiyacı olabilecek bir şeyler
ayarlayabilir misin." buse sevinçle tabiki abi ne demek ben hemen çıkıyorum. Bir şeyler ayarlar sonra hemen yanınıza  gelirim.
telefonu kapatır kapatmaz buse, hemen üstünü değiştirip taksi çağırıp evinden çıktı. Buse on dakika sonra, ablasının evine varmıştı.
trafik olmadığı için şükürler ediyordu. Bir an evvel kıyafetleri hazırlayıp, ablasının yanına gitmek için heyecan içindeydi.
ancak çantasından anahtarları çıkarıp kapıyı açacağı sırada içini huzursuzluk kapladı.korkuyordu binaya tek başına girmeye.
cesaretini toplayıp binanın kapısını açtı içeri girmesi ile nabzı yükselmeye başladı.Apartmanın giriş katında bir an duraksadı
ablasının orda çığlıklar atarak çırpınışları gözünde canlandı.içi sızlayarak merdivenlere doğru yöneldi birinci katı çıkıp ablasının
dairesinin olduğu kata gelmişti ki ışıkların sönmesiyle kalbi hızla çarpmaya başladı.
hareket sensörü devreye girmemişti bu çok tuhaftı. içinde engel olamadığı huzursuzluğu ile çantasından aceleyle telefonu
çıkarttı. 'bir kaç basamak daha sadece geldim sayılır böyle şeyler her zaman olur.Diyerek kendini kandırıp içini rahatlamaya
çalışıyordu.  Telefonu çantasından çıkarttığı esnada dairenin önünden bir ses geldi.
Buse panikle "kim var orda!" dedi.
karanlıkta belli belirsiz bir şeyin hareket ettiğini gördü. "kim var dedim" diye tekrardan bağırıp telefonunun ışığını yakmaya
çalıştığı esnada elinden düşürüp merdivenlerden çarparak aşağı kata kadar yuvarlandı.Telefonun çarpma sesleri binada yankılandı.
Buse'nin elleri titriyordu ve tüm vücudu gerilmişti.
kafasını hemen iç güdüsel olarak az önce sesin geldiği yöne doğru çevirdi. parlayan iki çift göz kendisine bakıyordu!
Busenin çığlığı ile birlikte üzerine atlaması bir oldu.  Buse dengesini kaybedip yere düştü. üzerindekinden kurtulmaya çalışıyordu
kazağının içinden batan tırnakları canını yakıyordu. o esnada ışıklar geldi üstündeki bir kara kediydi.
Tırnaklarını kazağına geçirmişti çıkarmak için çaba gösterip tıslıyordu.
Buse kedi olduğuna inanamayan gözlerle bakıyor çığlık çığlığa kurtulmaya çalışıyordu. kedi de panikle tırnaklarını hızla çıkartıp
viyaklaması ile merdivenlerden aşağı koşarak indi.Buse arkasından öylece bakakaldı. nefes nefese kalmıştı kalbi yerinden
fırlayacak gibi atıyordu. telefonunu aşağıdan almak için bile vakit harcamak istemedi.
aslında cesareti yoktu. hemen dairenin kapısını açıp kendisini içeri attı.
Koşarak mutfağa gidip,bir bardak su içmeye çalıştı. titreyen elleri ile yarısını yerlere, yarısını da midesine indirdi.
masaya bardağı koyup,yüzünü yıkamak için arkasını döndüğü sırada bardak yere düşerek tuzla buz oldu. korkuyla yerinden sıçradı.
Masaya doğru bakıp Ağlarken, bir yandan da kahkaha atıyordu.
"Bir kedinin beni getirdiği hale bak!" diyerek kendi kendine konuşuyordu. öfkeyle süpürge makinesini aldı karakterine çok ters olan
kaba küfürler edip yerdeki camları süpürüyordu. sesler duymaya başladı. makineyi hemen kapatıp kulaklarını keskinleştirdi.
Binadan gelen kedinin acı miyavlama sesleriydi bunlar. Rahatlayıp "Kahrolası kedi sen buraya nasıl girdin" diyerek
tekrardan homurdanmaya başladı."Bu evde daha fazla kalamam lanet camları da Ahmet abi bir zahmet temizlesin."
diyerek poşet almak için dolaba doğru yöneldiği sırada, acıyla yüzünü buruşturdu.
eğilip ayağına baktı, kocaman bir camın saplandığını gördü.
"Bir bu eksikti" diyerek hızla çekip çıkarttı. Poşeti eline kaptığı gibi yatak odasına gitti.
Gardırobu açıp içine pijama kazak eline ne geçerse bir kombin yapmadan poşete tıkıştırıyordu.
birazda iç çamaşırı almak için hemen komidini açtı. odaya ağır bir koku hakim oldu.
Elini içine sokması ile tiksinerek çekmesi bir oldu. Elleri yapış yapış olmuş,uzun simsiyah saçlar eline yapışmıştı.
hayretle ellerine baktı komidine baktığında gördüğü manzara karşında şok geçirmişti. iç çamaşırlarınınn hepsi birbirine yapışmış
kahverengi katı bir sıvıyla ve saçlarla kaplanmıştı. koşarak banyoya gidip ellerini yıkadı.
Ablası titiz bir kadındı, bu nasıl mümkün olabilir. hadi içine bir şey döküldü diyelim o saçlar da neyin nesi diye düşünüyor
içinde kabaran ürpertisini bastırmaya çalışıyordu. iç çamaşırı almaktan vaz geçmişti poşeti alıp tam kapıya gelmiştiki
karşı odada ablasının kitaplığı gözüne çarptı. Bir kaç kitap almaya karar verdi ablası okumayı çok severdi Buseye de
okuma alışkanlığını o kazandırmıştı. odaya girdi tam kitaplığa elini uzattığı esnada bütün kitaplar yerlere saçıldı.
buse daha elini bile sürmemişti. irkilerek geriye doğru sıçradı. Birden pat diye ses geldi odanın kapısı  kendiliğinden sertçe
kapandı. Buse öyle bir paniğe kapılmıştı ki hızla üç adım atıp kapının kulbunu açmaya çalıştığında bir ağırlığında arkadan
tuttuğunu hissetti. o kulbu aşağı çektikce kulp karşı taraftan yukarı kaldırılıyordu. içinden bildiği tüm duları edip
ağlayarak feryat figan kapı kulbu ile mücadeleye girişti. arkasını dönüp kitaplığın oraya bakmaya cesaret edemiyordu.
kapının önünde olduğu yere çöktü gözlerini kapatıp ellerini başının arasına aldı.
sayfa sesleri odada yayılıyor buse çığlık çığlığa bağırıyordu.
"Lütfen bana zarar vermeyin,yalvarırım bırakın gideyim" diye yakınıyordu. kapı gıcırdayarak aralandı buse, hiç düşünmeden kendini
koridora attığı anda, koridorun sonunda ablasının yatak odasının girişinde bir karartının kendisine doğru yaklaştığını gördü.
binanın kapısını aceleyle açıp merdivenlerden hızla inmeye başladı.Arkasından görmüş olduğu karartının geldiğini hissediyor
nefes kesen bir mücadeleyle kendisni dışarı atmaya çalışıyordu.  merdivenlerin tam bitiş noktasında telefonunu yerde
gördü hızla eğilip telefonu eline aldığı esnada kafasını kaldırdığında kedi tam karşısına dikilmişti. burun buruna geldiler
kara kedi tehditkar bakışlarını üzerine dikmişti. buse bir anlık refleksle arkasına dönüp baktı karartı tam merdivenlerin başında
duruyordu. uzun tırnaklarının gölgesi duvara yansıyordu tekrar önüne döndüğünde kedinin ayaklarının ters olduğunu fark etti... 

Ahmet,Nilayın bulunduğu kata gelmişti. Kalbi hızla atmaya başladı. nasıl yaklaşmalıyım? nasıl davranmalıyım? beni görünce nasıl
davranacak acaba? Aklında deli sorularla odanın kapısının önünde öylece dikildi. Derin bir nefes aldı kapıyı tıklatıp odasına girdi...
Nilay yatağında doğrulmuş,dizlerini ellerinin arasına almış camdan dışarıyı seyrediyordu.Ahmetin içeri girmesiyle birlikte
sanki beraberinde buz dalgaları yayılmıştı odaya.
Ahmet coşkuyla "hayatım nasılsın" diyerek yanına hızlı adımlarla yaklaştı.  nilaydan yanıt alamayınca biraz tedirginleşse de
bunu sesine yansıtmaya gayret ederek "canımın içi bana bakmayacakmısın?çok özledim seni"
ahmet yatağın yanına yaklaşmıştı yanına oturup oturmama konusunda son derece kararsız kalmıştı. yaşadığı hayal kırıklığı
yüzünden sersemleşmişti. bir süre ahmet de bir şey söyleyemedi odada ölüm sessizliği hakimdi sanki! ahmetin kasları gerilmiş
şansını bir kere daha denemeye karar verdi...
"hayatım neden yüzüme bakmıyorsun? neden konuşmuyorsun benimle?" ahmetin her bir kelimesi nilaya o kadar iğreti
geliyordu ki patmaya hazır olan öfkesini nasıl konrtol edeceğini bilemiyordu... Ahmete taraf dönüp buz gibi soğuk sesi ile
"midemi bulandıyorsun da ondan yüzüne bakmak istemiyorum" Ahmete tokat gibi çarpmıştı bu sözü afallayıp şaşkınlıkla yüzüne baktı.
nilay içinden bu adama aşıktım nasıl da sevmiştim diyerek  hayıflanıyor.kabaran öfkesini Gözlerindeki nefretle ahmete yönlendiriyordu.
Ahmetin dünyası başına yıkılmış gibi çöken omuzları ve bakışları hepsi birer roldü nilayın gözünde.
Nİlay;kimsin sen  ha? Ahmet hemen savunmaya geçip "hayatım benim ahmet, kocan tanıyamadın mı beni" nilay iğreti bir gülüşle
"benim tanıdığım kocam aylar önce öldü! sen öyle adi bir adamsın ki kirli oyunların yüzünden beni bunları yaşamaya mahkum ettin!
Tek başıma mücade ettim onlarla! Her zaman kendimi kötü hissettirdin,en başından beri amacın buydu demi? beni buraya tıkmak!"
Ahmet duydukları karşında dehşete düşmüştü."Neler söylüyorsun sen? bunları nasıl düşünürsün?"
bak canımın içi senin kafan çok karışmış. Benim senin Ahmet'in. uğruna gözünü kırmadan canını verecek adaam."
Nilay acı bir tebessüm ederek "hadi ama ahmet bırak bu rolleri kimi kandırıyorsun! arkanda duranları mı? eminim bunu bile
bilinçli yapıyorsun" Ahmet gayri ihtiyari arkasına baktı...nilay sözlerine hızla devam ediyordu. "Bunca zahmete katlanmana ne
gerek vardı?halbuki hayatında bir sürtüğün olduğunu söyleseydin oracıkta biterdi,bebeğimi ve beni öldürmeye çalışınca eline
ne geçecek? böyle bir şeye nasıl teşebbüs edersin?" Ahmet kendini konrtol etmeye çalışarak sesini nazik çıkarabilmek için son
derece çaba sarf edip." Nilay mantıklı düşünemiyorsun bebeğim,böyle düşünmen senin için kim bilir ne kadar acı verici bir
durum inan bende yıkıldım. ama bunların gerçek olmadığını biliyorum en azından, sende bileceksin.kendine geleceksin"
nilay öfkeyle "kes sesini sahtekar pislik" Nilay bir anda transa geçmiş gibi taklit yaparak konuşmasını sürdürdü.
"03.05.2013 saat 19.02 hayatım bu akşam geç geleceğim iş yerinden bir arkadaş askere gidecek.çok ısrar ettiler biraz dışarda
birşeyler içer geliriz..peki sevgilim mıy mıy Aptal nilay! Ahmet arabaya atlar maltepe sahilinde ebrusu ile buluşur.
ahmet seni seviyorum seni seviyorum.. Ebru ben eviliyim biliyorsun ooovvv ahmet engel olamıyorum kendime..
nilay öyle bir taklit yapıyordu ki Ahmet iliklerine kadar ürpermişti. Ahmet; "nilay kes şunu lütfen" Nilay hiç istifini bozmadan
Ebru bu yaptığımız hataydı!"Ahmetin sinirleri iyice gerilmişti, sesini yükselterek "Nilay yeter dedim sana!" Nilay transtan çıkmış gibi Ahmete döndü.
"Ne o Ahmet yoksa ürperdin mi? seni korkmuşsun gibi görüyorum bir sorun mu var? bunları nerden biliyorum diye mi düşünüyorsun
ahmet" Ahmet darmadağın olmuş bir haldeydi ne söyleyeceğini ne yapacağını nasıl davranacağını bilmiyordu...
"Nilay seni çok seviyorum ne olursun bana ve doktorlara yardımcı ol. çık bu düşüncelerden ve biran evvel evimize gidelim"
Nİlayın karnına öyle bir ağrı girmişti ki acıdan yüzü kasılmıştı.ellerini karnına koyup acısını bir kenara bırakarak.
"Ahmetin arkasına doğru baktı,bunlar burda sana saldırırım diye mi duruyorlar ahmet?
sen mi beklemelerini istedin yalancı işgüzar seni"
Ahmet bir kere daha aynı şeyi nilay tekrarlayınca ürpererek arkasına hızla baktı.
"nilay kimse yok orda" Ahmetin ödü patlamıştı. bütün tüyleri diken diken olmuştu.
"yalancı şerefsiz!" Nilay tekrardan hasta bakıcılara doğru baktığında, gördüğü kişilerin şekilleri değişmiş
her zaman gördüğü şeytansı yaratık ve kadına dönüşmüştü kendisine doğru yaklaşmaya başladıklarında Ahmete doğru dönüp
"sen getirdin! sen yaptın! onları buraya sen getirdin diye çığlık çığlığa bağırmaya başladı yatağın üzerine
çıkıp etrafa hızla bakıyordu. Ahmet ayağa kalkıp nilayın kollarından tuttu "bırak beni" deyip bağırıyor çırpınıyordu!
iki hasta bakıcı koşarak içeriye girdi. Nilayın kollarından tutup zorla tersten yeleği giydirdilerinde, Ahmet "buna gerek varmı lütfen
yapmayın dedi" gözlerinden yaşlar süzülüyor elinden hiç birşey gelmiyordu arkasından iki hasta bakıcı daha gelip Ahmet'i dışarıya
çıkarttılar... Nilayın çığlıkları tüm koridorda yankılanıyordu. "o getirdi şeytanları buraya.
beni öldürmek istiyorlar!bırakın beni! "etkisiz hale getirmeleri ancak bir kaç dakika ancak sürdü.
Ahmetin kalbi paramparça bir halde, hastaneden ayrıldı...



                                     Devamı pek yakında..

Yorumlarınız benim için çok değerli Arkadaşlar. lütfen yorumlarınızı ve görüşlerinizi esirgemeyin. saygılar...

Yorumlar

  1. Soluksuz okudum resmen ayrıca iki bölümün bir arada olmasına çok sevindim . İnsanın okudukça okuyası geliyor.. emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  2. Best_princess5 Nisan 2018 14:36

    Çok güzel çok iyisiniz ya dehşet derecede sürükleyici olmuş mükemmel buldum ben açıkçası hangisi en iyisi deseniz hepsi birbirinden güzel ama bu bölüm kesinlikle çok keyif aldım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sağ olun ,var olun 🙏

      Sil
  3. off diyorum valla bi solukda okudum busenin başına neler gelecek acaba merak içindeyim neler oldu öyle neler ya :)

    YanıtlaSil
  4. Okumaktan zevk aldım. Çok güzel olmuş. Hayal gücüne hayran kaldım. Daha neler gelebilir bir insanın basına. Gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum. Mükemmel

    YanıtlaSil
  5. gerçekten çok güzel bir bölüm olmuş keyifle okuduk pc başında 4 kişi merakla ve heycanla tebrikler bekliyoruz devamını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende gerçekten size çok teşekkür ediyorum çok güzel motive ediyorsunuz

      Sil
  6. Çok iyi ya mükemmel hatta çok beğendim..

    YanıtlaSil
  7. Bir çırpıda hepsini okuyup bitirdim çok bekletme devamını merakla bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim en kısa zamanda devamı gelecek

      Sil
  8. Bir çırpıda ,ordan oraya savruldum resmen nasıl güzel gidiyor,heyecan dorukta

    YanıtlaSil
  9. bu kadar yaratıcı olmak bence cok güzel bir şeyken bi yandan da bi o kadar da ürkütücü, şahsen ben bu kadar şey düşünüyor olsam geceleri rahat uyuyamazdım sanırım :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. böyle bir konuda yaratıcı olabilmek için biraz ürkmek iyidir ;)

      Sil
  10. bence korkmana gerek yok nesli ağanız burda :)

    YanıtlaSil
  11. bu arada yazı da çok başarılı teşekkürler bizleri de tırsıttıgınız için

    YanıtlaSil
  12. Nuray hanım gerçenten bi solukta okudum gayet akıcı ve sürükleyici olmuş tam öyle bir yerde bitti ki diğer bölümler gibi tıpkı insan bi an önce yeni bölümleri okumak istiyor sabırsızlık ile bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ediyorum bir an evvel sizler için yazacağım 🙏

      Sil
  13. berfin_bifreb6 Nisan 2018 11:36

    yine beni benden aldınız ya yine keşke dün gece okusaymışım dedim okuyup okuyup paranoya yapma keyfime ne demelisiniz her okudugumya ya bi ses geliyor bi yerden pat diye yada bi çığlık sesi anlamadım bişi mi yazılarda yoksa öyle mi denk geliyor :)) gerçekten cok güzel bir bölümdü teşekkür ederim bizlerle böyle sürükleyici şeyler paylaştığınız için... siz olmasanız biz ne yapardık ya can sıkıntısından kim bizi korkutup paranoyak yapacaktı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir sonraki paylaşımımda o zaman gündüz okumak Yok :) çok hoşsunuz güldürdünüz beni,ben çok teşekkür ederim

      Sil
  14. BROTHER_LİNE6 Nisan 2018 11:56

    İLK KEZ DENK GELDİM YAZILARINIZA BÖYLE GÜZEL KURGULARINIZ VAR AMA KİMSENİN BUNDAN HABERİ YOK ANLAŞILAN GERÇEKTEN GÜZEL BİR SENARYO BİLE CIKABİLİR DİYE DÜŞÜNMEKTEYİM KALEMİNİZE SAĞLIK...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklımda öyle çok şey varki ,ilerleyen zamanda geniş kapsamlı araştırmalar yapıp bir şeyler yapacağım belki o zaman birilerinin haberi olur...Çok çok teşekkür ederim

      Sil
  15. Merhabalar yazılarınızın hepsi birbirinden güzel olmuş tebrik ederim açıkçası gece aklıma gelirmi diye düşünmeden kendimi duramıyorum :))

    YanıtlaSil
  16. tırstım valla bu ne böyle ya paranoyak olmamak elden değil kesinlikle benim gibi korkuya hayran bir insansanız okumalısınız...

    YanıtlaSil
  17. Best_princess10 Nisan 2018 15:42

    Merakla devamını bekliyoruz ama devamı ne zaman yayınlanır acaba baktım ama göremedim yayınlanmadı dimi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok yoğun bir hafta geçirdim,üzgüm bu gün yayınladım

      Sil
  18. yok hayır yayınlanmamış

    YanıtlaSil
  19. İnanki Türk Cin Musallat Flimi havasında bir bölüm. Hakikatden okunmaya değer. Yaşadım bir an! Önemli olan da budur tabiki..!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim.
N.D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Görünmeyenler 8.bölüm

Görünmeyenler 5.Bölüm

10.bölüm